Kestane Karası-Engin Aktel

Çoğumuz kitap satın alırken arka kapakta yazılı olan bilgileri okuruz ya da gazete ve dergilerde yazan yazıları dikkate alırız.Ama çoğu zaman bu arka kapak yazısıyla kitabın içeriği bambaşkadır ya da dergilerdeki yazılar kapak yazısıyla aynıdır.Yeterli bilgi edinemeden satın aldığım çok kitabım var.Bunun içinde kitap yorumları ve eleştirileriyle ilgili yazıları takip etmeye çalışırım.Benimle aynı düşüncede olan kişilerede yardımcı olabilmek için kendi yorumumu katmadan okuduğum kitaplar hakkında bilgi vermeye çalışıyorum.

Engin Aktel’in Kestane Karası adlı kitabını İstanbul Deniz Otobüsüyle Bandırma-İstanbul seferi yaparken dergi,kitap satan dükkanında görüp satınalmıştım.Bu sefer arka kapaktaki yazı kitapla tam örtüştü.Bu yazıyıda sizlerle paylaşmak istiyorum,sonrada kendi okumamdan kesitler yazacağım.

1940’ların sonunda Burgazada’da geçen Kestane Karası, yıllarca gazetecilik yapan Engin Aktel’in ilk romanı. Dinlediklerinden ve tanıklıklarından yola çıkarak yazdı Engin Aktel bu kitabı. Kestane Karası denizin başrol oynadığı, balıkların ve insanların yardımcı rollerde hayatta kalma kavgasını sürdürdüğü bir roman ve okuru peşinden sürüklüyor.

Sürüklendiğiniz bu öyküde adanın insanlarıyla tanışacak, öykülerine konuk olacaksınız. Onlarla birlikte balığa çıkacak, kimi zaman eli kolu dolu, kimi zaman denizin gazabından yorgun döneceksiniz. Burgazada’nın kahvelerinde oturup, sohbete dalacak, meyhanelerinde bir tek atacaksınız. Ama her seferinde yaşamı elinde tutan asıl gücün deniz olduğunu fark edeceksiniz. Coğrafi sınırları böylesine kısıtlı olan bu adada, insanların öfkelerinin, nefretlerinin olduğu kadar, dostluklarının, sevgilerinin de deniz gibi uçsuz bucaksız olduğuna tanık olacaksınız. Bir de denizin her zaman payını aldığına…

Kestane Karası… En korkunç fırtınalardan biri. Burgazada.. Kozmopolit ahalisi ve doğal güzellileriyle Marmara’nın en gözde adalarından biri. Zaman ise 1940’ların sonu. Tanıdık bir dünyanın bilinmeyen öyküsü.(Kitabın arka kapağından)

Engin Aktel;Kestane Karası adlı kitabında, 1940’lı yıllarda Burgazada’da yaşayan,ekmeğini denizden çıkaran balıkçıları ve ada halkını anlatıyor.Sevgi,saygı,korumacılık ve paylaşma duygusu ile birlikte omuz omuza yaşayabilen Rumları ve Türkleri anlatıyor.
Kitapta oldukça zengin bir kadro olmasına rağmen konu bölünmesi veya olaylardan uzaklaşma olmuyor oldukça akıcı bir dille yazılmış.
Romanda,bir çok bildiğimiz gerçek tekrar gözlerimizin önüne sunuluyor.İnsanlara zenginliklerini sunan deniz, kendisine hor davranana, örneğin dinamitle avlanana bedelini ağır ödetiyor. İnsanın denizle mücadelesinde harcadığı emeği ‘çalmaya’ çalışan tüccarlara yönelik tartışmalarda da, kişisel çıkarların, amaç birliğinin ve dayanışmanın önündeki en büyük tehdit olduğuna gönderme yapılıyor.Balıkçılardan birinin avladığı üç adet orkinosu çok ucuz fiyata kapatmaya çalışan tüccara karşı ada halkının yaptığı savunma ve ortak karar sonucunda oluşturulan kooperatif faaliyeti dikkati çeken bir nokta oluyor.
Roman,ailesini yıkıcı bir depremde kaybeden dışarlıklı Sami’nin yolunun bir gün Burgazada’ya düşmesi ve kendi isteğiyle hiç bir beklentisi olmadan Stelyo Reis’e (Reis bile olduğunu bilmeden ) yardım etmesiyle başlıyor.Aralarında kültür,din,yaşam farkı olmasına rağmen sıkı bağlar oluşmaya başlıyor.Stelyo Reis Sami’yi ölen oğlunun yerine koyuyor,Sami’de Stelyo Reis’i ve ailesini kaybettiği ailesinin yerine.Böylece adadaki yaşam,balıkçıların yaşantısı,deniz hayatı anlatılmaya başlıyor.
Olaylar,bir gün Stelyo Reis’in ağları toplamak için tek başına denize açılmasıyla gelişmeye başlıyor.
Amansız Kestane Karası fırtınası patlıyor.Gelişen olaylar karşısında normal yaşamlarında birbirlerine düşman olan insanların nasıl birbirlerine kenetlendiklerini,bazılarının ise tamamen kopup gittiklerini,bazı durumlarda katı kuralların bile önüne geçilebileceğini okuyorsunuz.Oldukça sürükleyici,her sayfada ayrı bir fırtınada yolculuk eder gibi hissettim kendimi.Hem üzücü hem tatlı sürprizlerle dolu,sıkılmadan okunabilecek bir kitap.

***ENGİN AKTEL 1942 yılında İstanbul’da doğdu.Nilüfer Hatun İlkokulu, Işık Lisesi Ortaokulu ve Yeni Kolej Lisesi’ni bitirdi. Şişli İktisadi ve Ticari İlimler Fakültesi Maliye-Muhasebe bölümünde okurken İstanbul Haber Gazetesi’nde spor muhabiri olarak, 1960 yılında gazetecilik mesleğine atıldı. 1964 yılında Hürriyet Gazetesi’nin çıkardığı haftalık Fotospor dergisinde sayfa sekreterliği ve spor muhabirliği yaptı. 1968 yılında Hürriyet Gazetesi’ne yazişleri müdürü olarak geçti. Sırasıyla Bulvar, Tercüman, Bugün ve Sabah gazelerinde yazı işleri müdürü ve yayın koordinatörü olarak çalıştıktan sonra, 2000 yılında emekli oldu. Serbest gazeteci olarak çalışmalarını sürdüren Engin Aktel, evli ve bir çocuk babasıdır.

Reklamlar
Bu yazı Okuduklarım içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s