Ayvalık’ı gezerken,Savaşın Çocukları,Kuşaklar,Girit’ten Cunda’ya,Ayvalık’tan Cunda’dan-Ahmet Yorulmaz

Bir kaç gün önce televizyon kanallarının birinde Ayvalık’la ilgili bir program seyrettim.Program sırasında bir Alman hanımla yapılan röportaj çok hoşuma gitti.Röportaji yapan kişi Alman hanıma neden Ayvalığa yerleştiğini soruyor cevap şöyleydi.”Yaşayacağım yerde iyi bir kitapçı olmalıydı,büyük bir şehire yakın olmalıydı ki sanatsal faaliyetlere katılmalıyım,bir de ılıman bir havası olmalıydı.Ayvalık bunların hepsini bulabildiğim bir yer.”

Ben bu konuşmadaki kitapçının Ahmet Yorulmaz’in Geylan kitap evi olduğunu zannediyorum.
Ayvalık gönüllüsü Ahmet Yorulmaz Ayvalık’ta doğmuştur.Çağdaş Yunan edebiyatından çeviriler ,İstanbul,İzmir ve Ayvalıkta gazetecilik,otuz üç yılda Ayvalıkta kitapçılık (Geylan kitabevi*) yapmıştır.Halen kitap yazmaya devam ediyor.

*Geylan kitabevi:Ayvalık’ta bankaların oldugu cadde üzerinde bir ara sokakta bulunan Süner pasajının içinde bulunuyor.Küçük bir mekan olmasına rağmen aradığınız her kitabı bulabiliyorsunuz.Ayvalık’a yolunuz düştüğünde uğrayacağınız yerlerden biride burası olmalı diye düşünüyorum.

Bu yazımla da sizlere yazarın beş adet kitabını;bir tanesi bir üçleme tanıtmak istiyorum.


Ayvalık’ı gezerken-Ahmet Yorulmaz

Ayvalık,Ege bölgesinin bir ilçesidir.Batısı deniz,kuzeyi Burhaniye,doğusu Bergama,güneyi Dikili’yle çevrilidir.

Ayvalık’ı gezerken kitabı;Ahmet Yorulmaz’ın ilk kitabı benim elimdeki Kasım 2005 tarihli genişletilmiş sekizinci basım.Bu kitap ilk 1977 yılında Geylan kitabevi tarafından basılmış.Bu bilgiyi şunun için yazıyorum;her basımda yeni eklenen bilgiler,resimler oluyormuş.Bundan dolayıda okurlar bu kitabı kütüphanelerine tarih sırasına göre yerleştiriyorlarmış.

Kitap oldukça geniş kapsamlı bir şekilde hazırlanmış;Ayvalık’ın jeomorfolojik yapısından tutun ilk ve orta çağlardaki Ayvalık’a kadar,Ayvalık adının nereden geldiğinden tutun Ayvalık’a nasıl ulaşılır,Ayvalık evlerinin özellikleri,Ayvalık yemekleri,tarih boyunca Ayvalık ve tabiki Cunda okadar özenilerek anlatılmışki sanki fotoğraf makinanız elinizde Ayvalık ve Cunda’yı adımlıyorsunuz.Ayrıca kitapta oldukça eski Ayvalık fotografları ve nefis suluboya resimler var.

Arka kapak içinde Ayvalık haritası ve planı da bulunuyor.

Gönül istiyorki ülkemizin her yeri hakkında böyle dopdolu kitaplar yazılsın.

Savaşın çocukları
Ahmet Yorulmaz

Savaşın çocukları,1948 yılında Ayvalık’ta ölen bir Girit mübadilinin bıraktığı üç defterdeki bilgiler ışığında oluşan,bir Girit nostaljisi anlatan üçlemenin ilk kitabıdır.
Aynakis Hasan’ın çocukluğundan Ayvalık’a gelene kadar yaşadıkları anlatılıyor bu ilk kitapta.
İlk Türk askeri 1645 te adaya çıkar ve alınması 1669 da tamamlanır.Türkler’in adayı Venediklilerden alması ,adada yaşayan Rum halk tarafından büyük sevinçle karşılanır.
Birlikte dostça yaşam başlar.Kitabın 20.sayfasındaki şu sözler bu durumu doğruluyor.”Mahallelerimiz ayrı değildi,Rumlarla iç içeydik.
Ayrı olan cami ve kiliseydi.Köyün imamı şerif efendi ile Papaz Trasakis’in birbirlerini selamlamalarının ,hatır sormalarının hoşluğunuda eklemem gerek
bu iki din adamının yapıcı davranışları sürdüğü müddetçe insanlarımız iyi geçinmiş,barış içinde bir arada mutlu yaşamışlardı.Ama sonra?…”
Sonra,başta Yunanistan olmak üzere bir çok batılı ülkenin kışkırtmasıyla adalı Rumlar Türkleri katletmeye başladı.Çoğu Türk adada ikibuçuk yüzyıl kadar geçmişleri olduğu için adayı terketmek yerine adada bölge değiştirmeyi ve yerleşmeyi tercih ettiler.Bu durum Aynakis Hasan ve ailesi içinde geçerliydi.
Yeni yerleşim yerine gelene kadar hem ailesinden hemde komşularından çok kayıplar verdi.Hayat devam ediyordu.Birçok farklı işlerde çalıştı.Savaş tutsağı bir Türk askerinden Türkçe öğrendi.Yine bazı Rumlarla dost oldu ama ne yazıkki ailesinin mezarlarını adada bırakarak Anadoluya kaçmak zorunda kaldı.
Çok başarılı bir kitap.Yurtdışında,mübadele ile ilgili konferanslarda üzerinde konuşulan bir kitap.

Kuşaklar /Ya da Ayvalık Yaşantısı
Ahmet Yorulmaz

Mübadelenin sebeblerini ve sonuçlarını, Ayvalık’ta hayata gözlerini yuman bir mübadilin günlüğünden yararlanarak anlatan üçlemenin ikinci kitabıdır.(Savaşın çocukları/Girit’ten sonra Ayvalık,Kuşaklar / ya da Ayvalık yaşantısı,Girit’ten Cunda’ya).
Aynakis Hasan zor şartlar altında ve uzun süren bir yolculuktan sonra yakalanmamak için İtalya üzerinden İzmir’e oradan da Ayvalık’a ulaşır.Türkiye’ye ulaşan ilk mübadillerdendir.Büyük bir şans eseri kendisine Türkçe öğreten Türk askerininde Ayvalık’ta olduğunu öğrenir.Aynakis Hasan için hayat biraz da olsa kolaylaşmıştır.Yüzbaşı,Hasanaki’yi daha önce Midilli’den Ayvalık’a gelmiş kişilerle tanıştırır.Bu arada birde İstanbul-İzmir hattında çalışan gemilerde doktorluk yapan Doktor Şekip,emekli olup Ayvalık’a yerleşir.Doktor Şekip’in anlatıldığı bölümlerde,ilginç kişilik yapıları anlatılıyor.Böylece Ayvalıktaki yaşantıda anlatılmış oluyor.
Aynakis ,maddi olarak Giritteki yaşantısını sürdüremez,gelirken yanında getirdiği altınlar bitmiştir.Bu sayfalarda iskan işlerininde hakkıyla yapılamadığı anlatılır.Günler geçer,artık mübadiller gelmeye başlar.Girit’ten tanıdığı bir çok kişiyle birlikte Hasanaki’nin ablası da gelir.Aynakis,Midilli’den gelen bir mübadil hanımla evlenir,çocuklar dünyaya gelir.Hayat artık daha da zordur ama sürprizlerde henüz bitmemiştir.

Girit’ten Cunda’ya
Ahmet Yorulmaz

Girit’ten Cunda’ya;1948 yılında Ayvalık’ta ölen bir Girit mübadilinin bıraktığı üç defterdeki
bilgiler ışığında oluşan,bir Girit nostaljisi anlatan üçlemenin üçüncü kitabıdır.İkinci kitap
olan Kuşaklar/ya da Ayvalık yaşantısı kitabını anlatan yazımı “hayat artık daha da
zordur ama sürprizlerde henüz bitmemiştir” diye bitirmiştim.
Aynakis’in Yunanistan’dan kaçmasini (Aynakis mübadeleden önce Türkiye’ye gelmiştir)
sağlayan sevgilisi bayan Marigo Ayvalığa Aynakis’i görmek için gelir.Ama Aynakis artık
evlidir ve çocukları vardır,bu durum karşısında Marigo asıl anlatmak istediklerini
anlatamadan Yunanistan’a geri döner.Bir oğullarının olduğunu;adının Hasanaki’yi
hatırlatması için Haralambos olduğunu ve artık birlikte yaşayabileceklerini söylemek
için gelmiş olduğunu söyleyemez.Hayata küser,kısa bir süre sonrada hayata gözlerini yumar.
Ama oğluna bütün gerçekleri anlatmıştır.Marigo’nun tek korkusu Haralambos’un babasının
Türk ve Müslüman olduğu için kendisini affetmeyeceği olasılığıdır.Çünkü Haralambos
okulda Türkler için çok farklı bilgilerle doldurulmuştur.
Kitabın ilk bölümünde Haralambos’un çocukluk ve ilk gençlik dönemi etrafında Yunanistan anlatılıyor.
İkinci bölüm yani bayan Marigo’nun ölümünden sonra;Haralambos babasını
bulmak için Ayvalık’a gelir.Amacı zor şartlarda yaşamını sürdüren babasına yardımcı
olmaktır. Haralambos’unda artık babasından başka kimsesi kalmamıştır.Kitabın sonuda
oldukça dokunaklı yazılmış.
Kitabın arka kapağında bu üçleme için;”bir Türk yazar tarafından yazılmış ilk ve tek
mübadele romanıdır” diye yazsada çok beğenerek okuduğum ve unutamadığım bir
kitap daha var. Kemal Yalçın’ın Emanet çeyiz.Lütfen bu üçlemeyide Emanet çeyiz
kitabınıda okuyunuz.

Ayvalık’tan Cunda’dan-Ahmet Yorulmaz
Bu kitap Ayvalığı Ayvalık yapanların anılarından oluşmuş.Kitabın her satırını yaşamış gibi hissettim kendimi;Ayvalık ve Cunda’yımı çok sevdiğim için yoksa Ahmet Yorulmaz’ın kaleminimi beğendiğim için bilemiyorum.Ama şunu biliyorum;Ahmet bey kitabı şu cümleyle bitiriyor “…Kimi sayfaları hikaye,kimi sayfaları düşünce,kimi sayfaları anekdotlardan,notlardan oluşan bu kitap,birtakım yerlerin ve anıların peşinde olanlarla ‘Ayvalığı sevenler ‘ içindir” .İşte ben onlardan biriyim.Eğer sizde öyleyseniz mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.

Yazımı Cunda’da çektiğim bir kaç fotografımla bitirmek istiyorum.


Cunda’dan bir ev.Arkada Taksiyarhis Kilisesi;1873 te inşa edilmiş.Cunda adası’nın metropol kilisesiymiş.

Osmanlı’nın Ayvalıklı Ortodoksu’ndan kalma Cunda’daki Osmanlı dönemi Despot Evi.

Cunda (Ali bey adası)-Pateriça yolundan, andezitten oluşmuş Güvercin adasının görüntüsü.Orta çağda yapılmış Agios Yorgis Manastırı.Korsanlar,ihtiyarladıkları zaman günahlarından arınmak için bu manastıra sığınırlarmış.Şimdi sadece yabani güvercinler yaşıyor.


Tavuk adası Manastırı.Cunda’da keyifle yemek yenilen sahildeki lokantaların önünde,Dalyan Boğazı’nın ağzındaki ada.

Çok eskiden bir sandalın geçebilecegi kadar sığ olan Dalyan boğazı,1880 yılında iki yıllık bir çalışmayla açılmış;en derin yeri bir kulaçtan üçe indirilmiş,yirmi kulaçta genişletilmiş.

(Kaynak:Ayvalık’ı gezerken-Ahmet Yorulmaz.Sayfa:159)

Reklamlar
Bu yazı Okuduklarım içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Ayvalık’ı gezerken,Savaşın Çocukları,Kuşaklar,Girit’ten Cunda’ya,Ayvalık’tan Cunda’dan-Ahmet Yorulmaz

  1. Geri bildirim: Ahmet Yorulmaz Kitapları « Girit Türkleri Kültürü

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s